Gelisiyorum.com | Blog

Story Atamadan 250 Yıl Önce Gezen Adam: Evliya Çelebi’nin Efsane Seyahatnamesi

05.04.2025
31
Story Atamadan 250 Yıl Önce Gezen Adam: Evliya Çelebi’nin Efsane Seyahatnamesi

“Gezdiği şehir sadece taş bina değil, ruh taşıyordu”

İstanbul (1640)

“İstanbul bir taş ve toprak yığını değildir, aşk ile yoğrulmuş bir şehirdir.”

Bursa (1645)

“Velilerin otağı, hamamların ve suların başkenti.”

Reklam

Osmanlı’nın ilk başkenti olarak büyük hayranlık duyar. Termal suları, camileri ve maneviyatı öne çıkarır.

İzmir (1648)

“Yahudisi, Frenki, Ermenisi bir sokakta el ele gezer, ama dilleri farklıdır.”

Liman kenti olarak İzmir’in kozmopolit yapısına vurgu yapar.

Balıkesir (1649 civarı)

 “Zeytiniyle dert savar, sularıyla can verir.”

 Kırsal üretim, tarım ve halk hikâyeleri öne çıkar.

Afyonkarahisar (1650)

“Kaleleri dağ gibi, halkı sade ve cömerttir. Haşhaşı meşhurdur.”

Şehrin haşhaş üretimi ve kalesi dikkatini çeker.

Kayseri (1651)

“Her bir dükkânı bir han gibidir, ticaretin kalbidir.”

Şehrin ticaret gücünü, halkın zenginliğini anlatır.

Trabzon (1649)

“Denizle göğün birleştiği yerde kurulu, bir tarafı Rum, bir tarafı Türk.”

Trabzon’un liman hayatı, halkın çok dilli yapısı öne çıkar.

Erzurum (1655)

“Soğuğu cana tesir eder. Burada kelle paça kendi kendine pişer.”

Meşhur soğuk, halkın savaşçı ruhu ve kaleleri üzerine yazar.

Van (1655)

“Bu göl bir deryadır ki içinde ejderha balıklar gezer.”

Van Gölü’nü hayal gücüyle epik bir şekilde anlatır.

Amasya (1649)

“Sanki şehir değil, şairlerin yazdığı bir beyittir.”

Şehzadeler şehri olarak şiirsel bir övgüyle anlatır.

Kars (1655)

“Kalesi dağ gibidir, her taşı bir kahramanın hikâyesi.”

Sınır kenti olarak kalelerin yapısına, halkın cesaretine vurgu yapar.

Diyarbakır (1655)

“Kara taşla yapılmış bir cevherdir. Halkı hem zarif hem savaşçıdır.”

Sur içi yapılar ve kültürel çeşitlilik ilgisini çeker.

Şanlıurfa (1651)

“Peygamberler şehri; suyu şifalı, halkı misafirperver.”

Balıklıgöl ve halkın maneviyatı ön plandadır.

Sivas (1650)

“Dağdan taşa bağıran halkı yiğittir; kışın bastığı yerde yaz güneşi bile çekilir.”

 Kervan yolları, kış şartları ve halkın cesareti dikkatini çeker.

Malatya (1651)

“Kayısısı gönül alır, halkı dil döker; şair çok, meyhane bol.”

Şehrin sosyal hayatı öne çıkar.

Tokat (1649)

“Her taşı efsane anlatır. Sanki eski çağlardan kalmış bir masal diyarı.”

Kale, hamamlar ve halkın misafirperverliği dikkatini çeker.

Gaziantep (1651)

“Her sokakta bir kebap, her evde bir şiir bulunur.”

Yemek kültürü ve halkın incelikli zevki ön plandadır.

Mardin (1651)

“Taş evler dua okur gibi dizilmiştir. Süryani’si, Kürt’ü, Arab’ı aynı çarşıda kardeştir.”

Mimari, dini çeşitlilik ve hoşgörü kültürüyle ilgisini çeker.

Antalya (1648)

“Bu belde deniz ile nar bahçesi arasında saklı bir cennettir.”

Doğası ve iklimi için methiyeler düzer.

Kapadokya / Nevşehir (1650)

“Toprağı ev yapar, içi serin olur; peribacaları dağ değil, hayal gibidir.”

Yer altı şehirleri ve doğa oluşumlarına hayran kalır.

Aydın (1648)

 “Kadınları güzelliğiyle, erkekleri nazıyla meşhurdur.”

Şehrin sosyal hayatını oldukça mizahi bir dille yansıtır.

Eskişehir (1649)

Lületaşı ustalığı ve Anadolu zanaatkârları üzerine notlar yazar.

“Taşı heykel gibi işlerler, çarşısında sabah duayla, akşam türküyle kapanır.”

Konya (1651)

“Bu şehirde sema eden dervişlerin ayakları yerde, ruhları göktedir.”

Mevlana Türbesi’ni ziyaret eder. Mevleviliğe büyük saygı gösterir.

Evliya Çelebi’nin Konya seyahati sırasında Obruk Kervansarayı’ndan (Obruk Hanı) özel olarak bahsedip bahsetmediği konusu oldukça ilginç. Seyahatname’nin mevcut kayıtlarına göre, Evliya Çelebi’nin Obruk Kervansarayı’ndan doğrudan söz ettiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bu durum onun bu güzergâhtan geçmediği anlamına gelmez.

Evliya Çelebi, Konya ile Aksaray arasında bulunan ve Selçuklu döneminin önemli kervansaraylarından biri olan Zazadin Hanı’ndan bahseder. Bu han, Konya’ya yaklaşık 10 kilometre, Obruk Kervansaray’ına 40 km uzaklıktadır ve Selçuklu kervansaraylarının en büyük ve anıtsal örneklerinden biridir. 1229 yılında Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmıştır.   

Obruk Hanı, Konya-Aksaray yolu üzerinde, özellikle kervanların sıkça kullandığı bir güzergâhta yer almaktadır. Bu nedenle, Evliya Çelebi’nin bu yolu kullanmış olması muhtemeldir.

Kaynak

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Gelisiyorum.com | Görsel Eğitim Akademisi!