
Bazı insanlar neden olduklarını hiçbir zaman kabul etmezler?
İnsanlar olarak bağ kurarak iyileşiriz, birbirimize düşman olarak değil. Ancak insanın bir şeyleri onarmak için çabalaması direnç, umursamazlık duvarı veya aldatma ile karşılaştığında düşmanlık da ortaya çıkar.
Kimse bir başkasını hayal kırıklığına uğrattığı veya hata yaptığı gerçeği ile yüzleşmek istemez ve özellikle de doğru şeyi yapmaya çalışmış olanlar veya haksız şekilde suçlananlar için bu geçerlidir. Ancak bazı insanlar hatalı olduklarını kabul etmekte, sorumluluk almakta veya anlamlı bir şekilde özür dilemekte çok zorlanırlar. Bu örüntüyü genellikle politika gibi yüksek profilli kişilerde görürüz ancak bireysel ilişkilerimizde de sık sık ortaya çıkar. Bilinçsiz savunma duvarları, kişilikler ve sert yanlarımız adaptif davranışların önüne geçerler. Bu tip bir tıkanma ile karşı karşıya olduğumuzda arka planda neler olduğunun farkında olmak el yükseltmemizi, konuyu bırakmamızı veya yıkıcı etkileşimler döngüsünü yıkmamızı sağlayabilir.
Özür dilemeye dair en yaygın engellerden bir tanesi yanlış bir şey yapmadığımıza inandığımız için özür dilemekten kaçınmaktır. Bazı vakalarda bu gerçekten de teknik olarak doğru olabilir. Ancak haklı olduğumuzu kendi içimizde bile kendimize kanıtlamaya uğraşmak, çatışmayı uzatır ve bölünmeyi artırır. Eğer bir kişi haklıysa, diğeri haksız olur. İlişkisel bağlamda herkes kaybeder.
Savunmacılık, sabit fikirlilik ve patolojik kesinlik
Bazı insanlar sorumluluk almaz veya hatalı olduklarını kabul etmezler çünkü her zaman haklı olduklarına inanırlar. Derinlemesine düşünme, bir bakış açısı ile bağ kurabilme veya başkasının zihin yapısını kavramadaki zorluklar empati, bağ kurma ve ilişkileri onarma konusunda yetersiz bir zihin yapısına yol açarlar. Bununla bağlantılı bir konu da patolojik kesinliktir ve kişinin kendi pozisyonunun haklılığıdır. Bu tip bir bilişsel esneksizlik aşırı bir sabit fikirlilik olarak kendini gösterir ve bunun sonucunda yeni bilgileri edinememe ve anlayış noktasını değiştirememe gibi psikolojik öğrenme engelleri ortaya koyar.
Başkalarının gözünde aklanma ihtiyacı sert, mükemmeliyetçi bir kişilik veya narsisistik savunmalar ortaya çıkarır. Burada bilinçsiz bir baskı vardır ve böylece eleştiri korkusuna karşı ideal bir kendi algısı ortaya koyarak savunma yapar.
Aşırı utanç ve suçluluk
Bazı insanlar için sevdikleri birisine bir zarar vermiş olmak veya yanlış bir şey yapmak bilinçsiz olarak savuşturulur çünkü kötülük ve utanç duyguları vardır. Burada özellikle çocukluk döneminde ebeveynlerin kişiye kurduğu eleştirel bakış açısı, onların utanç hissettirmeleri ve tepkisiz olmaları, kişi tarafından tekrar deneyimlenir.
Bu durumda kişinin empatik olup olayı özümsemesi, karşıdaki kişinin acısına odaklanmaya sebep olur ve bu da aşırı bir suçluluk, utanç hissedilmesine sebep olabilir.
Öz farkındalık yoksunluğundan dolayı kafa karışıklığı ve iletişimsizlik
Yanlış anlaşılmalar ve haklı olma hissi kişinin iletişim niyeti ve karşıdaki kişinin üzülme tepkisinin bir uyuşmazlığından da kaynaklanabilir. Bu kişinin öz farkındalıktan yoksun olmasından kaynaklanabilir ve bu durum farkında olunmadan hislerin ve bilişsel süreçlerin uyuşmazlığına sebep olabilir. Örneğin huzursuzluk, sabırsızlık, tiksinti gibi duygular sık sık farkında olunmadan ses tonu ve konuşma tarzı ile ortaya dökülürler. Bu içerik ve konuşma tarzı, karşıdaki kişinin beynine tehlike sinyali gönderir.
Kişi yerini adaptif olarak da koruyabilir
Bazı durumlarda kişinin bakış açısını veya davranışını korumaya devam etmesi normal ve bilinçsiz bir stratejidir. Örneğin yetişkinlikte özgürlüğe değer veren gelişimsel bir emir var gibidir. Benzer şekilde kişinin kendi düşüncesini koruması baskıcı bir ilişki dinamiğinden de kaynaklanabilir. Örneğin bu şekilde otonomi elde edilebilir veya kontrolcü bir insanın istismarına karşı konulabilir.
Hataları kabul etmenin tehlikesine dair geleneksel yanlış bilgelik
Politik veya kişisel olarak önemli bir pozisyonda kaldığımızda, zarara sebep olan eylemlerimizi savunmak veya reddetmek karmaşık bir hal alabilir ve bu anlatıyı kontrol etme çabası yanlış olabilir. Geleneksel bilgeliğin aksine insanların yapılan yanlışa karşı özür dilenmediğinde bunu kafaya takma ihtimalleri daha fazla. Özellikle hukuki davaların olduğu durumlarda büyük olaylar bile bir özür dileme ile ortadan kaldırılabiliyorlar.
Tepkisellik ilişkilerdeki bağ kopmalarını onarmaya yardımcı olur
Yanlış yargılamalar, çatışmalar ve empatik başarısızlıklar özellikle yakın ilişkilerde kaçınılmazlardır. Anne ve bebekleri arasında bile uyum zaman zaman bozulur. Ancak güven verecek şekilde etkileşime girebilmek ve aradaki kırılan bağ ile uyumu onarma çabasında olmak hem anne çocuk ilişkilerinde hem de diğer sağlıklı ilişkilerde önemlidir.
Güven problemleri ve zedelenen duyguların sonrası
Onarıcı özürler zedelenen güvenin farkına varıldığını onaylarlar ve gücenen insan tarafından da hissedilirler. Böylece adalet yerine gelmiş gibi olur, kendini suçlama da sona erer ve yükün birazını paylaşmış olursunuz. Bu ihtiyaç göz ardı edildiğinde ve intiham, kontrol mücadelesi gibi şeyler devreye girdiğinde işin içindeki herkes zarar görür. Yeteneği olanlar bu problemi onarmak için zeytin dalı önerebilirler veya döngüye katılımlarını sınırlandırabilirler ve böylece çevrelerindeki dünyayı daha yaşanabilir hale getirebilirler.
Kaynak: psychologytoday
İlginizi çekebilir: ‘Hep ben (mi) haklıyım’: Her durumda kendi bildiğimizi doğru sanmamızın nedenleri