
Platonik Düşünce Nedir?
İnsan, karmaşık dünyada varlığını sürdürebilmek için olaylar arasında bir nedensellik bulmak, bunları yorumlamak, çevresinde olup bitenleri anlamlandırmak ister. Mesela gök gürültüsünü tanrıların kızgınlığı ya da depremi tanrıların gazabı olarak yorumlar.

Bugünün insanı artık doğa olaylarına bilimsel açıklamalar getirebilse de pek çok konudaki eğilimi hala ilkel insana benzerdir. Çünkü insan beyni bir taraftan anlam üretmeye diğer taraftan da kendisi için anlamlı olanı anlamaya programlanmıştır. (Gurnek Bains)
İnsan beyninin bu yapısı onun hayatını kolaylaştırır ama aynı zamanda önemli bir zafiyeti de içinde barındırır. Çoğu insan, bu nedenle, hiç anlamı olmayan olaylara bir anlam yükler ya da birbirleriyle hiç ilintisi olmayan olaylar arasında bir nedensellik bağı kurar.
E.M. Forster’ın dediği gibi “Kral öldü, bir hafta sonra Kraliçe öldü.” bir haberdir ama “Kral öldü, bir hafta sonra Kraliçe üzüntüsünden öldü.” bir hikayedir. Birincisi geçmişte olmuş bir olayı anlatır; ikincisi bu olayı anlamlandıran bir kurgu içerir. Kraliçe’nin ölümünü Kral’ın ölümünden duyduğu üzüntüyle açıklamak insanlara “anlamlı” gelir. İnsan anlamlı olanları hafızasına kaydeder. Kaydettiği eğer anlamlıysa uzun zaman geçse bile bunu hatırlayabilir. Bunun aksine, bir kurgu, bir drama içermeyen olayları hafızasına kaydederken de bunları hatırlamaya çalışırken de zorlanır.
Aslında çoğu zaman yaşadığımız gerçeklik çok boyutlu, çok karmaşık, anlaşılması zordur ama insan beyni gerçeği sadeleştirme ve hafızasına kaydedeceği her şeyi bir kurguya bağlama eğiliminde olduğu için mesela dağları, gölleri, denizleri geometrik şekillere benzetir veya Kraliçe’nin ölümünü Kral’ın ölümüyle açıklamak ister. Nassim Nicholas Taleb insanın bu davranışını Platonik olarak niteler.
Bir görüşün, bir savın, bir teorinin kanıtının olup olmadığını anlamak için çaba sarf etmek zahmetlidir; enerji tüketir. Çoğu insan bu zahmete katlanmak yerine kendisine anlatılan hikâyeye inanma eğilimindedir. Büyük çoğunluk için hikâyenin kulağa inandırıcı gelmesi gerçek olup olmamasından daha önemlidir. Siyasette, özel ilişkilerimizde, iş hayatımızda hikâye bu nedenle çok etkilidir. Aslında Kraliçe’nin ölümünün belki de Kral’ın ölümüyle bir ilgisi yoktur; ölümü bambaşka bir nedene bağlıdır ama bunları anlamak için çaba göstermek uzun iştir. Hikâye ise daha caziptir, hatırlaması ve anlatması daha kolay, daha zevklidir.
İnsan zihninin hemen her olayı Platonik bir yaklaşımla aşırı basite indirgemesi onun gerçeklikten kopmasına neden olur. Başarılı insanların kişilik özellikleri, milyonerlerin 10 alışkanlığı gibi kendine yardım reçetelerinin hepsi Platoniktir. Her biri kendilerine özgü nedenlerle açıklanabilecek doğru tarihte, doğru zamanda, doğru yerde bulundukları için ve elbette çaba gösterdikleri için başarılı veya zengin olmuş insanları inceleyip bunların ortak özelliklerini başkalarına reçete olarak sunmak Platonik bir yaklaşımdır. Gerçeklikten kopuk bir saçmalıktır.
Doktorlar bundan 150 sene öncesine kadar insanların kanları kirli olduğu için hastalandıklarına inanıyorlardı. Bu nedenle her hastanın önce kanını akıtıyorlardı. Batı toplumlarında kan akıtmak birincil tedavi yöntemiydi. Yağmurlu bir havada at üstünde uzun süre yolculuk yapmak zorunda kalan Amerika Birleşik Devletleri başkanı George Washington hastalandığında özel doktoru önce başkanın kanını akıtma yöntemine başvurdu. Başkanın hastalığı geçmeyince daha fazla kan akıttı. Sonunda George Washington nezleden öldü.
İnsanların kanları kirlendiği için hastalandığını düşünen doktorlar Platonik bir düşünceye sahiptiler. Bilim Tıbbı aydınlattıkça doktorlar bu Platonik anlayışlardan -en azından tıbbın birçok alanında- kurtuldular ama sosyal bilimlerde Platonik düşünce hala fazlasıyla yaygın. Özellikle yönetim ve pazarlama neredeyse tamamen Platonik düşüncelerle istila edilmiş durumda.
Mesela markaların satmak için insanlarla anlamlı ilişkiler kurması gerektiğine inanan pazarlamacılar da aslında bundan 150 yıl öncesinin doktorları gibi Platonik anlayışlara sahiptirler. Bu pazarlamacılar bir markanın satması için önce bulunur ve bilinir olması gibi iki zorluğun üstesinden gelmesi için kafa yormak, çaba sarfetmek yerine aşk markası gibi gerçek hayatta karşılığı olmayan bir efsaneye inanırlar.
Sokaktaki insanın Platonik düşüncelere sahip olmasında yadırganacak bir durum yoktur ama yönetim ve pazarlama alanında bilgili olduğunu iddia edenlerin de sokaktaki insandan daha yüksek bir düşünce seviyesine çıkmaları için çaba göstermeleri gerekir.
Kaynak: temelaksoy.com