
Yapay zeka sahteciliğini anlama yöntemleri!
Yapay zekalı sahtekarlık vakaları son yıllarda hızlı bir gelişim gösterdi. Özellikle deepfake adı verilen video ve görseller, gerçeğinden ayırt edilemeyecek kadar inandırıcı hale geldi. Bu durum, kullanıcıları ciddi tehlikelerle karşı karşıya bırakıyor. Sosyal medya dolandırıcılığından kimlik hırsızlığına kadar birçok risk barındıran bu sahte içerikler, basit ama etkili yöntemlerle tespit edilebiliyor.
Yapay zeka sahteciliğini anlama yolları
En temel adım olarak tersine görsel ve video arama yöntemine başvurulabilir. Google Lens ile bir görselin internette başka hangi kaynaklarda yer aldığı kolayca öğrenilebiliyor. Eğer aynı görsel farklı isimlerle, farklı sitelerde ya da stok içerik platformlarında bulunuyorsa, görselin gerçek olmadığı ortaya çıkabiliyor.

Benzer şekilde, Deepware gibi araçlar da videoların yapay olup olmadığını tespit etmede kullanılabiliyor. Sosyal medya profillerinde yer alan şüpheli görseller de, görsel adresi kopyalanarak Google Görsel Arama üzerinden incelenebiliyor.
Artan video aramalarındaki sahtekarlıklara karşı canlı etkileşim testi öne çıkıyor. Görüntülü arama sırasında karşı taraftan kafasını hızlıca yana çevirmesini istemek, sahte görüntülerin anlaşılmasını sağlıyor.
Gerçek olmayan bir görüntü bu hareketi doğallıktan uzak bir şekilde, robotik biçimde yapıyor. Aynı şekilde, doğaçlama yanıt gerektiren sorular karşısında yapay zeka oldukça bocalıyor ve bu durum kolaylıkla fark ediliyor.
Yüz ifadelerindeki tutarsızlıklar da derin sahtekarlıkları ortaya çıkarmada önemli bir gösterge diyebiliriz. İnsanlar doğal olarak duygularını yüzlerine yansıtırken, yapay zeka sistemleri bu ifadeleri taklit etmekte hala yetersiz kalıyor. Konuşurken ağız hareketlerinin dudaklarla uyumsuz olması ya da ifadelerin yetersizliği, içeriğin sahte olduğunu gösterebiliyor.
Yapay görüntülerde fiziksel detaylar da inandırıcılığı baltalıyor. Özellikle ellerin doğallıktan uzak görünmesi ve garip el hareketleri bu duruma örnek olabilir. Kişinin çevresiyle olan etkileşimi de incelenmesi gereken diğer bir nokta diyebiliriz. Gerçek görüntülerde vücut hareketleri çevreyle uyumluyken, sahte içeriklerde kişi adeta arka plandan kopuk bir şekilde yer alıyor.
Seslerdeki robotik tonlama veya zaman zaman duyulan bozulmalar da içeriğin yapay olduğunu ele veriyor. Gerçek bir konuşmada bu tür kesintiler ya da yapay tınılar görülmezken, sahte içeriklerde ses doğallığını yitiriyor. Bu ses bozulmaları yalnızca yapay zeka temelli sistemlerde değil, onları hazırlayan kişilerin yeterince ince ayar yapmamasından da kaynaklanıyor.
Objelerle olan etkileşimlerdeki başarısızlık da sahte içerikleri ortaya çıkaran bir başka unsur. Şapka, gözlük gibi nesnelerin yüze oturuş biçimi, masayla olan temas ya da yiyeceklerle kurulan fiziksel ilişki sahicilik testlerinde detaylı olarak ele alınıyor.
Günümüzde deepfake içeriklerin sayısı ve inandırıcılığı giderek artıyor. Ancak dikkatli ve bilinçli bir kullanıcı, birkaç temel kontrolle bu sahte içerikleri tespit edebiliyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.